2 Kasım 2012 Cuma

Tiyatro Eleştirisinin Manifestosu


Oyundan bir manifesto çıkmasa da beğenilen bir rejiyi “kötü bulmamak” mümkündür.

Çiğ ışık  oyun sonu beklenmeden yâni  oyun başlar başlamaz eleştirilir. İnandırıcı ışık “eleştirmen puanı” toplar.

Dekor tasarımı seyirciyi diri tutmalı, sürekli uyarmalı oyuncunun oyunu ile doğrudan bağ kurmasına yaramalıdır.

Tasarlanmış giysiler gayet zevkli bulunsa da gömleklerin dönemselliğinden kuşku duyulabilir.

Koreografi, rolün dönüşümünün bedensel “eğretilemesini” simgelemesi açısından değerlendirilir.

Bilinç dışını akıl dışı büyüsellikle buluşturan mistik bir simge olan koreografi yürekten alkışlanır.

“Yani bana sorarsa (ki neden sorsun)” gibi “kendin sor kendin cevapla” yöntemi  eleştirinin gereğidir.

Role can verilirken rolü iyiden iyiye ezbere dayamak serbesttir.

Tutkuları değil, onun(?) bileşimini oluşturan duygular öne çıkarılarak iyi bir şey yapılmış olur.

Rolün duygularına doğrudan, hiçbir hazırlık ya da destek olmadan ulaşmaya çalışmak bir kusur sayılır.

Özdeşleşilecek karakterin dokusunun "nahif" maddesi vardır. O maddenin kavranması ya da o dokuyu çabuk yakalamanın zorluğunun bilincinde olmak gerekir.

Oyuncu yönetmene kendisini fiziksel olarak en yüksek derecede teslim edebilir.

Oyuncunun duygularını “psikolojik coşkularla” değil, somut ve olabildiğince net fiziksel aksiyonlarla aktarması mümkündür.

Oyuncunun rolünü kurmasına, temellendirdiği aksiyonlar yardımcı olabilir.

Oyuncu, rolünü fiziksel varlığında içtenlikle yaşarken, duygularını hiç mi hiç hareketsiz bırakmazsa iyi olur.

Dilin doğasındaki vurgulara; bazı sözcük vurgularında ses kontrolüne; yapım ekleriyle sözcüğü genişlettikçe vurguyu son heceye kaydırmaya daha bir dikkat etmek gerekir.

Oyuncunun amcası olan eleştirmen, oyuncuya beşibirlik gibi bir “aferin” verir.

(İmza) 

"Duayen" Eleştirmen


Not:

Ben okuduklarımdan aktarıyorum.
Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder