2 Ekim 2014 Perşembe

İBBŞT’da Basın Toplantısı'ndan Çıkan: ‘Beşi Bir Yerde’

Erhan Bey basın toplantısı yapmış. Haberi Cumhuriyet, Zaman, Mimesis ve Evrensel’den okudum. Bazı duyumlar da aldım. Basın toplantısından önce bir yazı yazmıştım. (http://melihanikdokunus.blogspot.com.tr/2014/09/istanbul-bb-sehir-tiyatrolar-uzerine.html)
Basın toplantısı üstüne geldi. Bazı açıklamaları okuyunca benim yazımı mı okudu diye geçirdim aklımdan. Okumamıştır, tesadüf(?)  Her konuşma, istenerek yapılan açıklamalar kadar satır aralarında bazı açıklamaları da içerir. Ben de satır aralarını okuyarak İBBŞT yönetim şekline baktım.

Erhan Bey ‘Yetersiz bulduğum, beğenmediğim ve gişe başarısı düşük olduğu için bazı oyunları kaldırdık. Bunun hesabını herkese vermek zorunda değilim.’ demiş. Çelişkili bir cümle. İyi tarafından okursanız  ‘kararı ortak alıyoruz ama kararın sorumluluğu benimdir’ demeye gelmesi.  Ama oyun kaldırma gerekçesi ile yönetim anlayışını ortaya koyuyor öte yandan. Gelecek için koyduğu kriter bu gerçeği  gösteriyor: ‘Yetersiz bulduğum, beğenmediğim ve gişe başarısı düşük olan oyunlar’ Kriterlerin ilk ikisi öznel yâni GSY ne derse o olacak. Üçüncü kriter ise ‘gişe başarısı’ ki bu somut bir gerekçe ve İBBŞT hâsılata bakacak. Bu ifadelere bakınca GSY demek ki Ocak, Yolcu ve Para oyunlarının hem/ya kalitesinden hem de/ya da hâsılatından memnun zira o oyunlar repertuarda devam ediyor. Ama oyunları seyretmemiş olma olasılığı da var. İBBŞT’nın hâsılata bakması gerekli mi? Bence hayır. Zira İBBŞ’nın görevi tek kişinin dudaklarına bakarak hâsılat yapmak değil. Türk Tiyatrosu için strateji belirlemek. Bu strateji GSY dudakları ve gişe olmamalı. Demek ki İBBŞT’nın bir stratejisi yok, vizyonu yok; İBBŞT yönetimi misyonunun farkında değil.

Kaldırdığı oyunların isimlerini sanki ortaya çıkmayacakmış gibi açıklamayan Erhan Bey, buna da kulp takmış:  ‘Kadrodaki arkadaşlarını kırmamak’ için açıklamıyormuş. Ben o oyunların isimlerini yazmıştım zaten. Erhan Bey, bu oyunları  ya ‘yetersiz buldu’ ya ‘beğenmedi’ ya da ‘gişe başarısı düşük’. Böylelikle kendinden önceki yönetimi de dolaylı olarak yermiş.

Herkesin bildiğini açıklamayan Erhan Bey herkesin bilmediğini açıklamış: Yabancı yönetmen isimlerini   açıklamış. Erhan Bey aynı toplantıda “Yardımcım ve repertuar kurulu üyesi Yiğit Sertdemir’in önderliğinde dünya tiyatrosunun takip altında ve onun gösterdiği oyunları izleyerek, yurtdışında da özellikle izlemeye giderek oradan oyun ve yönetmen yönlendirmesine sahip çıkacağız.” da demiş. Burada da topu Sertdemir’in sırtına bırakmış. (Diğerleri neden sorumlu, bilinmiyor.) Sertdemir’in ortak işler yaptığı Lokstoff ve son oyununda Ruhr ilişkilerini biliyoruz. Zaten toplantıda ortaya çıkan iki isimden biri, Sertdemir’in yazdığı son oyunu, Economania’yı yöneten Roberto Cuilli diğeri de geçen senelerde İBBŞT’da Tehlikeli İlişkileri bu sezon İstanbul Tiyatro Festivali’nde Hayâl Perdesi’nin ‘İmparatorluk Kuranlar Yahut Şümürz’ isimli oyununu yönetmiş olan  Aleksandar Popovski. Bu iki yönetmen ile anlaşılmış ve diğerleri ile ‘görüşmeler devam ediyormuş’

Yurt dışı ilişkilerden sorumlu olduğunu anladığımız  Yiğit Sertdemir “Beraber olmaya  karar verdiğimizde düsturumuz şuydu: Tiyatroyu tiyatrocular yönetir. Bunun için de elimizden geleni yapacağız. Bu anlamda da hem repertuar politikasında hem de çıkardığı ürünlerin niteliği anlamında da doğru yolu çizmeye çalışacağız. Şehir Tiyatroları’nın genel yapısını, ulaştığı seyirci sayısını, hiç kimseyi dışarıda bırakmadan Türkiye tiyatrosunun küçük bir modeli gibi de davranarak pek çok farklı esere olanak açmaya çalışacağız.”demiş. Ben ne dediğini tam anlamadım. ‘Tiyatroyu tiyatrocular yönetir’ derken sahnede bir gözlemci (bürokrat) var:  Şehir Tiyatroları Müdürü. Benim önerim sanatın konuşulduğu sahnede sanatçılar olsun, önce. Sertdemir ‘doğru yol’dan bahsetmiş. Takip eden cümleyi okursanız ‘şehir tiyatrolarının genel yapısı’, ‘seyirci sayısı’, ‘hiç kimseyi dışarıda bırakmadan’ ‘Türkiye tiyatrosu’nun küçük bir modeli’ ‘pek çok farklı esere olanak açmak’ ifadelerini görürsünüz. Muhtemelen ‘doğru yol’ bu.  Beş benzemez yâni. Biri tutsa diğeri tutmaz, ikisi tutsa şenlik olur. Sertdemir ‘Türkiye tiyatrosu’ derken ‘farklı kültürlerin tiyatrosu’ demek istiyor. (Kürt, Ermeni, Rum  gibi.) Bana göre Sertdemir, yönetimde ‘alternatif tiyatroların temsilcisi’ gibi. Erhan Bey’in ifadesinden de ‘alternatif güç’ anlaşılıyor zaten : ‘Alternatif tiyatrolarla ilgili yeni uygulamalara gidileceğini bunlardan birinin repertuardan kalkan oyunların dekor, kostüm ve aksesuarlarını tiyatrolarla paylaşma kararı alındığını aktaran Yazıcıoğlu, alternatif tiyatroların da kendilerine yaklaşmasını beklediklerini; bu tiyatrolara sahne uygun olunan zamanlarda sahnelerin de açılabileceğini söylemiş'.  Bir de Alternatif tiyatrolarla, Şehir Tiyatroları'nı buluşturan bir festival yapılacakmış. Bu buluşmayı da merak ettim gerçekten. Bu buluşmanın ve ilişkinin Türk Tiyatrosu ile ilgili nasıl bir strateji içerdiğini anlamak zor. Olsa olsa şu sıralarda tiyatronun enerjisi olan alternatif sahneler vasıtasıyla İBBŞT’na enerji ışınlamak ve de ‘şirin görünmek’tir diye düşünüyorum.

Pazar günleri iki seans çocuk oyunu yapılacakmış. Pazar günleri büyüklere tiyatro yok. Çarşamba matineleri var mı? Bilmiyoruz. Öte yandan seans sayıları da azalmış.(Bazı sahnelerde Çarşamba’dan bazılarında Perşembe’den Cumartesi’ye oyun olacakmış)  Bu aynı gün iki seans yapmaktan  şikayet eden Engin Alkan’ın düşüncesi gibi görünüyor. GSY , İBBŞT oyuncularını ‘rahatlatıyor’. Böylelikle Pazardan Çarşamba’ya(Perşembe’ye) dizi çekimi ya da dışarıda tiyatro yapılabilir. Belki de alternatif tiyatrolara yer açmak içindir kim bilir?

Toplantının en eğlenceli haber başlığını Engin Alkan vermiş: “Büyük bir heyecanla Erhan Abi’nin yanındayız. Kuruldaki 5 kişi yaptıkları işler açısından farklı üsluplara sahip olsalar da tiyatronun geleceği ve işleyişi için benzer kaygıları olan, dirsek temasında olan 5 kişi. Neredeyse aynı dönemlerden arkadaşlarla biz neler yapabiliriz diye düşündük ve Erhan Abi’ye beşimiz bir yerde olarak biz senin yanındayız dedik.” demiş. “Beşi bir yerde olmuşlar” yâni. Erhan bey, ‘Beş Açıkhava sahnesi’nden bahsetmiş, Yiğit Sertdemir ‘beş başlık’ vermiş.  Bu ‘beş’te vardır bir hayır..Tiyatro derken ‘beş taş’ oynanmasın da.

Erhan Bey ‘yapışkan bir adam’ olduğunu söylemiş. Nasıl? Sakız gibi, asfalt gibi, cila gibi, boya gibi, sülük gibi..?

İBBŞT’daki gündem ve anlayış  beni mutlu etmiyor.

Melih Anık


Not ve düzeltme:
Çarşamba matineleri bazı sahnelerde yeniden konulmuş. Bu durumda Engin Alkan matine-suare oynamak zorunda kalacak gene. Pazar matinelerinin kaldırılmasını sevmedim. İBBŞT fuayelerinde  çok uzaklardan pazar matinesi gelen seyirci tanıdım. Onun seyircisi ayrı.  Çocuk tiyatrosunda 12 ve 15 matine yapılmasının ise bir denemeden sonra kaldırılacağını ve eskiye geri dönüleceğini düşünüyorum.  





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder