11 Aralık 2014 Perşembe

İBBŞT GSY Yardımcısı Arif Akkaya Sorumsuz Davranıyor

İBBŞT GSY yardımcısı Arif Akkaya yönetmiş olduğu 12 Öfkeli Adam isimli oyun hakkındaki yazımın altına aşağıdaki yorumu yazmış:



Merhaba Melih Bey

Sizin yıllardır bu seviyesiz eleştirilerinize yanıt verme gereği duymuyorum.

Saygılarımla

Arif Akkaya



Kendisine verdiğim yanıt aşağıdadır:

  1. Arif Akkaya
    Ben yazılarımı yanıt bekleyerek yazmıyorum. Daha önce yönettiğiniz bir oyununuz hakkında yazdığım yazıyı yanıtlamaya çalıştığınızı ama beceremediğinizi gördüğüm için sizden HİÇ yanıt beklemiyorum.
    Yönetmiş olduğunuz bir oyun hakkındaki düşüncelerimi merak edip okumuş olduğunuzu anlıyorum. Bu bir yanıttır.
    Seviye meselesine gelince, kötü söz sahibini gösterir demekle yetineyim.
    Size hatırlatmak isterim ki siz şu anda resmi bir kurumun yöneticisi konumundasınız. Bu sorumluluğun gereğine göre davranmanız gereğini size hatırlatırım.
    Melih Anık


İBBŞT ciddi bir kurum ise adı geçen şahıs hakkında gereğini yapar.

Melih Anık


İBB Şehir Tiyatroları  Basin Yayin  basin.yayin@ibb.gov.tr,
İBB Şehir Tiyatroları  tiyatro@ibb.gov.tr dikkatine çektiğim mesaj aşağıdadır:


Sayın İlgili

Kurumunuzda Genel Sanat Yönetmeni yardımcısı olarak çalışan Arif Akkaya, yönetmiş olduğu 12 Öfkeli Adam oyunu hakkında yazdığım yazıya, taşıdığı sorumluluğa yakışmayan bir cevap yazmıştır..

Konu ile ilgili yazımı ve Arif Akkaya'nın yorumunu ve de kendisine cevabımın linkini aşağıda paylaşıyorum. 


100 yıllık bir kurum olan İBB. Şehir Tiyatroları'nda bu seviyenin üzücü ve kurumunuz adına  utanç verici olduğunu düşünüyorum.

İlgili görevlinize sorumluluğunun hatırlatılmasını ve sonucun tarafıma bildirilmesini rica ederim.

Konu ile ilgili her türlü yasal hakkımı saklı tuttuğumu da bildiririm.

Saygılarımla.



4 Aralık 2014 Perşembe

Mekân Artı'nın 'Oyun İnceleme ve Dramaturji Atölyesi'




Mekân Artı'nın  'Oyun İnceleme ve Dramaturji Atölyesi' duyurusu üzerine Mekan Artı'ya eğitimcilerin kimler olacağını bir mesajla sordum.Mekân Artı Genel Koordinatörü  Ufuk Tan Altunkaya cevap verdi. Ben de ona aşağıdaki mesajı gönderdim:

"Ufuk

Yanıtın için teşekkür ederim.Sayfanıza gittiğimde  eğitmenlerle ilgili bir bilgi olmadığını gördüm. Bence olmalı. Atölyeyi yalnız başına mı yürütüyorsun yoksa başkaları da var mı?

Konu ilgimi çekti. 

Tiyatro sahiplerinin bu konuda çalışma yapması aslında bir eleştiriyi de içinde barındırıyor. Tiyatrocular eleştirilerden memnun değil, kendilerini doğru anlayacak seyirciyi de aydınlatmak istiyor diye düşünüyorum. Aslında eleştiri son analizde öznel bir değerlendirme. Eleştirmenin birikimleri ile çok yakından ilgili. Bu nesnelliğin olmadığı anlamına gelmiyor tabii ki. Ancak bir özel tiyatro atölye düzenliyorsa ister istemez bu o tiyatronun ve eğitimcilerinin görüşleri ile yakından ilgili olacak. Bu nedenle bu tür atölyelerde  'nesnel'liğin ne kadar sağlanabileceği soru işareti. Sizler yâni tiyatro yapanlar farklı anlayışlara sahipsiz, farklı tiyatrolar yapıyorsunuz. Eleştiri atölyesi de acaba bu farklı anlayışlardan etkilenir mi? 

Öte yandan sen de aynı eğitimden geldiğin için arkadaşlarının sorunlarını da biliyor olmalısın. Eleştirmenlik okuyanların yazabileceği bir mecra yok. Belki bu arada bu konuda da bir şeyler yaparsınız.

Bu çalışmayı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği çoktan yapmalıydı. Ancak onlar eleştiri için genç olmanın engel olduğunu, kendilerinden başka eleştirmen olmadığını düşünüyor. Ayrıca jüri üyeliği yapmaktan bu gibi işlere vakit bulamıyor olmalılar.    

Her şeye rağmen  çalışmanızda başarılar diliyorum.

Sevgiler.

Melih Anık"

1 Aralık 2014 Pazartesi

Eskişehir BB'nin 2015 Yılı Kültür ve Sosyal İşler Bütçesi

Son günlerde Eskişehir BB, Kültür ve Sosyal İşler Dairesi'nin 2015 yılı bütçesinden 10 milyon TL kesinti yapıldığı, bu rakamın Fen İşleri Dairesi Başkanlığı'na aktarıldığı konusu tartışıldı. Eskişehir BB Tiyatroları'nın misafiri olarak  Eskişehir'de bulunan Tiyatro Eleştirmenler Birliği'nin başı Üstün Akmen ile eleştirmen Seçkin Selvi oradayken, hemen bir basın toplantısı yaparak 'sanata darbe'den bahsetti. Toplantıya  Sanat Kurumu Derneği Başkanı İlker Çetin ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası Şefi Altuğ Ülgen katıldı. Konunun çeşitli taraflarca aynı anlayış ile protesto edildiğini gördüm. Benim ilgimi çeken husus herkes 10 milyon kesintiden bahsediyor ama genel rakamları vermiyordu. Konunun peşine düştüm. Biraz araştırdıktan sonra öğrendiklerimi bu yazımda paylaşmak istedim.




2013 yılı Kasım ayında yapılan toplantıda Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı'nın 2014  kaynak ihtiyacı performans bütçesine göre  12,373,000 TL olarak belirlenmiş. Bu rakamın içinde hem opera hem de tiyatro var. Konser düzenleme faaliyetleri için 5,562,000 TL , tiyatro faaliyetleri için 6,811,000 TL bütçelenmiş. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı'nın 2014 yılı bütçesi 27,490,000 TL imiş. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı'nın 2014 yılı kesin hesabı 14,846,029 TL olmuş. Yâni bütçelenen tutar harcanmamış. 

Eskişehir BB, 2015 yılı bütçesinde Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı'na 28,652,000 TL ayırmış. Dikkat ederseniz bu rakam 2014 kesin hesabı olan 14,846,029 TL'nin nerdeyse iki katı.2014 bütçesine göre yüzde dörtlük bir artış öngörülüyor. İşte 10 milyon kesinti bu bütçeden yapılmış ve bu durumda  Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı'nın 2015 yılı bütçesi 18,652,000 TL olmuş. Bu da 2014 yılı kesin hesabına göre yüzde yirmi beş artışı öngörüyor. 

Ben sanata en büyük payın ayrılmasını isterim.Türkiye'de sanata yapılanları görüyorum ve onaylamam mümkün değil. Ama aynı zamanda doğruların ve gerçeklerin de konuşulmasını isterim. Ben içinden geldiğim disiplin nedeniyle her konuya 'atlayan', hemen masa arkasına geçip basın toplantısı yapan biri olmadım. Bu yazıyı gerçekleri tartışmak için yazdım. Varsa, yaptığım yanlışı düzeltene minnettar kalırım. 

Melih Anık



Not:

Bu bilgileri yerel bir medya kuruluşunun  Ekonomi Editörü ile yazışarak çıkardım. Kendisinden izin almadığım için ismini yazmıyorum. Kendisine çok teşekkür ederim.

2014 Performans Raporu
http://www.eskisehir-bld.gov.tr/dosyalar/performans-prog/2014.pdf

26 Kasım 2014 Çarşamba

CHP Havanda Su Dövecek, Suyunuzu Alın Gidin

CHP Kültür ve Sanat Platformu 29 Kasım 2014 tarihinde 'Sosyal Demokrat Belediyelerde Kültür ve Sanat' başlığı ile bir sempozyum düzenlemiş. Point Otel-Barbaros'ta düzenlenecek sempozyum saat 11'de başlayacakmış. Sempozyumda dört oturum yapılacakmış. CHP daha önce de buna benzer bir toplantı düzenlemişti. Programı aşağıda verdim.


Ben İstanbul'da yapılan bu tür toplantıların hiçbir şeye yaramadığını düşünüyorum. Toplantıların İstanbul'da olması konuşmacı temininde kolaylık sağlıyor tabii ki. Ancak bu buluşmalar, söyleyecekleri belli olan konuşmacılar ile katılacağı belli dinleyicileri bir araya getiriyor; her iki tarafın birbirini alkışlayarak iman tazeleme toplantıları hâline geliyor. Toplantı, yandaş medyada kısa bir haber, düzenleyen için de 'görev yaptım' oluyor. Ben bu toplantılardan bir sonuç çıktığını hiç görmedim. Ne İstanbul'a yararı var ne de Anadolu'ya. Benim önerim toplantıların Anadolu'nun değişik şehirlerinde düzenlenmesi ve düzenlendiği yerdeki insanlar için ufuk açıcı olması. CHP bunu yapabilir mi? Yapamaz.

Sempozum ile ilgili ilânda benim dikkatimi çeken hususları paylaşmak isterim. Konuşmacı Orhan Alkaya, 'Eski İBŞT Genel Sanat Yönetmeni', Yücel Erten 'Eski Devlet Tiyatroları Genel Müdürü' olarak tanıtılmış. Bu ifadelerde bir yanlışlık yoksa CHP, İBŞT ve DT'nın 'Eskimiş' olduğunu 'Yeni Türkiye'ye 'YENİ' kurumların ihtiyaç olduğunu beyan etmiş diyeceğim. Yok eğer yanlışlık varsa, o zaman da CHP'nin Kültür ve Sanat Platform'unun sınıfta kaldığını anlayacağım. Zira Alkaya 'İBŞT'nın Eski Genel Sanat Yönetmeni', Yücel Erten de 'DT'nın Eski Genel Müdürü' . Yâni esas mesele, önce düzenleyiciyi düzeltmekten geçiyor.

Konuşmacılardan en ilginç olanı Nedim Saban. Hani şu Caddebostan Kültür Merkezi kendisine verilmedi diye CHP'li belediyeye karşı prodüksiyondan topladığı figüranlarla düzmece eylem düzenleyen tiyatrocu. Kadıköy Belediyesi'nin Tiyatro Festivali'nde yer almak için yapılan yarışta en cevval yarışmacı. İzzet Çapa'nın arkadaşı. Nedim Saban'ın rahmetli Tuncay Özinel ile ırkçılık üzerinden mahkemeleşmeleri de unutulacak gibi değil. Nedim Saban'ın CHP'den umudunu kesmiş olduğunu, yazdığı twitlerden konuşmalarından biliyorum. Onun konuşmacı olarak çağrılı olması CHP'nin demokratlığını mı gösterir yoksa Saban'ın yaptıklarından habersiz olduğunu mu? Bence ikincisi.

Bir de Enver Aysever var. Hani CHP'li bir belediye başkanının danışmanı olan zat. Hani Usta iki oyuncunun görevlerinden alınmasına sesini çıkarmayan, 'adamına göre sorularla'  'aykırı' görünen muhterem.

Gene 'havanda su dövülecek'. Havanı CHP veriyor, suyunuzu alıp gidin.

Melih Anık          

21 Kasım 2014 Cuma

Kerbela(İBBŞT)'nin Oyuncusu Aslı Öngören'in Twitleri


Kerbela'nın başrol oyuncusu Aslı Öngören oyun hakkında yazdığım twitleri alaycı bulmuş. Tepkisini dile getirdi. Onunla yaptığımız yazışma aşağıda. Aşağıdan yukarıya doğru okunması gerekiyor.

Doğrusunu isterseniz ben tiyatrocuların HER ZAMAN itiraz etmelerini istedim yazdım da. Bu kapsamda haksız aldıkları ödüllere, eleştirilere, haberlere de itiraz etmelerinin namuslu bir tiyatrocu duruşu olduğuna inanırım.Yapmazlar ama. Aslı Öngören de başkası yazsa görmezden geleceği bir twite TEPKİSİNİ koymuş(!). Beni dişine göre gördü herhalde. Ama beni çiğnemek zordur. YUTMAK zordur.

 Tiyatrocular sadece kendileri etrafında dönen bir dünyayla ilgili olduğu için tiyatro dünyasının geneli ile pek ilgili değiller. Başkalarına ait haberleri, eleştirileri de okumuyorlar(bence) Kendi haklarında yazılanı ise sanıyorum 'ara' komutu ile arıyorlar. Belki de biri gösterdi bilemem.

Aklıma şu geliyor. Malûm ben Erhan Bey ile ilgili düşüncelerimi yazıyorum. Beğenenler var beğenmeyenler var. Hiç kondurmuyorum ama Aslı Öngeren durumdan vazife çıkararak bu vesile ile ağzımın payını vermek  ve bu yolla GSY'ne ve yönetmenine güzel görünmek mi istedi diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Yoksa 'seçildi mi'? 'Gaza mı geldi?' Böyle zamanlarda KRALDAN ÇOK KRALCI çıkıyor ortaya. Beni Vasıf Öngören'in kızının böyle yapması üzer, ÇOK ÜZER. O nedenle Aslı Öngören'in sadece bana değil tiyatro camiasına açıklama BORCU VAR.Bu, şimdiden Cumhuriyetçi camianın öncülüğünde  ŞİŞİRİLEN ve  sezonun en çok beğenileceği açıkça görünen ama  cinlik yaptığı için KÖTÜ olan oyunu ile alay edilmesinden çok daha önemli.

Kerbela hakkında eleştiri yazımın esası Emel Mesci ile ilgili. Oyuncuları ise övüyorum. Aslı Öngören o yazıyı es geçiyor o yazımdan çok daha önce yazdığım twite takılıyor. Okudum diyor ama muhtemelen yazımı da okumamış. Eleştiriyi tartışmayacağını söylüyor ama bir eleştiri türü de olan 'twit'imi eleştiriyor. Bunu da açıktan yapıyor ki yaptığını HERKES görsün.. O zaman ben bunda art niyet ararım.

Cin olup şeytan çarpmaya kalkan yönetmenlerin, oyuncuların, oyunların seyirci ile ALAY ettiğini düşünürüm. Kerbela böyle bir oyun. 'Fırsatçılık' yapıyor. Seyircinin duyguları ile oynuyor. Buna karşı çıkmayacağım da neye karşı çıkacağım! Dua etsinler alay etmeye başlamadım..

Melih Anık


19 Kasım 2014 Çarşamba

İBBŞT GSY Erhan Bey'in Keyfi

Bu sabah İBBŞT'da oynanmakta olan bazı oyunların metinlerini İBBŞT kütüphanesinden istedim. Telefona bağlanan hanım istediğim oyunların pdf'lerinin mevcut olduğunu ancak şefine sorması gerektiğini söyledi. Telefon numaramı ve eposta adresimi aldı. Bana bilgi vereceğini söyledi.

16:30'a kadar bekledim. Cevap almayınca kütüphaneyi aradım. Karşıma çıkan şef ile görüştüm. Konuyu bildiğini, durumu GSY'ne sorduklarını ancak onun izin vermediğini söyledi. Bir kaç kere de bunun benimle ilgisi olmadığını söylemek gereğini duydu. Ben de kendisine GSY'ne benim istediğimi söyleyip söylemediğini sordum. İsmimi söylemiş. Anladım. Tek adam yönetiminin bir örneği daha. Her şeyi ona soruyorlar. Böyle kuruluşların 'kurum' olamayacağı ortada.

Daha önce Devlet Tiyatroları'ndan istediğim metinlerle ilgili yaşadıklarımı aktardığımda Volkan Han, kendi kurumunda bu sorunun olmayacağını kolaylıkla metin alabileceğimi söylemişti. Onu hatırladım.

 Erhan Bey'in davranışı beni şaşırtmadı. Denedim gördüm. Benim kendisinin yönetimi hakkında yazdıklarımdan haberdar olmuş ve içlenmiş, içerlemiş demek ki. Cevabını böyle verdi. Şimdi artık beni Gala listesinden de çıkarır.

Erhan Bey, İBBŞT'nı kendi çiftliği sanıyor herhalde. Kütüphaneyi de kendi keyfine göre yönetiyor. Erhan Bey, kurumun kütüphanesinin halka ait olduğunu da unutmuş. Geçici bir mevki şişinmesi yaşıyor olmalı.  

'Kurum'ları yönetenlerin kendi yetkilerini böylesine keyfi kullanmaları bize özgü bir hastalık. Bu hastalık olduğu için kuruluşlar 'kurum' olmaz, GSY de koltuğunu ısıtamadan gider. Tiyatrocular da hep beğenilmek istiyor canım. Oyunlarını beğenmediniz mi küsüyorlar. Kurumda böyle kalbi kırıklar da var, hissediyorum.

Kalbi kırık gençlere şunu demek isterim: Eteğine tutunduğunuz insanın elbisesinin içinde olduğundan emin olun. Ben kendi iş hayatımda hep kontrol ettim. Etmezsen bir gün apansız fark edersin ki elbise elinde kalmış.

Ben Erhan Bey'den önce de İBBŞT seyircisiydim ondan sonra da İBBŞT seyircisi olacağım. İBBŞT oyunlarından cazip bulduklarımı seyredeceğim. Metinleri okumadan  yazanlar var herkes de alışkın. Ben onlar gibi olmam. Bir yolunu bulurum.

Erhan Bey bilmeli ki her yaptığını alkışlayanlar ile bir yere gidemez. İcraatlerini tek tek görüyorum. Kerbela'yı gördüm,  İBBŞT'nın 100.Yılı Balosunu gördüm. Bu gidiş gidiş değil. Benden uyarması. Dilinden düşürmediği Muhsin Ertuğrul yakında uykularına girer. Kurumun daha büyük dertleri var. Oyun metinlerinde gösterdiği Genel Sanat Yönetmenliğini oralarda göstersin.

Bu konu sadece beni ilgilendirmiyor. Tüm eleştiri dünyasını ilgilendiriyor. Tiyatrocuların da iyi tiyatro adına GSY keyfiliğine karşı çıkması gerekiyor.  Erhan Bey'e asıl cevap vermesi gereken tiyatro camiası.  Ama tiyatro âlemi farkında mı?

Melih Anık  


18 Kasım 2014 Salı

Tarihe Düşen Talihsiz Bir Not: İBBŞT’nın 100.Yıl Balosu

 İBBŞT 100.yılını 17 Kasım 2014 akşamı, Cemal Reşit Rey Sahnesi’nde verilen bir 'balo' ile kutladı. 'Balo' o gecenin kimliğinin de ifadesi oldu. 

Muhsin Ertuğrul’un önünde toplanan kortej önce Darülbedayi sokak levhasını çaktı,100 metre ilerideki Cemal Reşit Rey’e ulaştı. Ne yazık ki bugün İBBŞT’nı yöneten anlayış bu iki büyük isme ve de Darülbedayi ruhuna yakışmıyor.

17 Kasım Balosu, kurum mensupları ile özel davetlilere açıktı. Seyirciler için aynı gecenin tekrarlanacağı duyuruldu. Böyle gecelerin  tekrarı olmaz. ‘O an’ bir kere yaşanır. İkincisi taklit olur. Ne yazık ki İBBŞT yönetimi ‘seçilmişler’ için düzenlediği gecenin artıklarını seyircilerle paylaşmak istedi. Ama kurum içinden de geceye katılmayanlar, geçmişte kuruma hizmet etmişlerden  çağrılmayanlar vardı. Ben Kahraman Acehan ile onun son günlerinde Haldun Taner Sahnesi’nin fuayesinde karşılaşmıştım Uzun süren hastalığından dolayı bitkindi, solmuştu. Kendisiyle ayak üstü sohbet ettik. O ve hikâyeleri gazetelere düşmüş daha nice İBBŞT oyuncusu  gelecek endişesiyle yaşadı ve öldü. Ne yazık ki dün akşamki ‘balo’,  hayâller içinde yüreği yalandan titreyenlere aitti. Gerçekleri görenlerin içi çok sızladı. Eski defterleri karıştırın. Daha 2008'de Beyoğlu Sahnesi, Harbiye Sahnesi, Tepebaşı Dram Sahnesi verilen vaatler arasında idi. Her gelen tarihin kendisiyle başladığını sanıyor. Fikri takip yok, 'show' var..



Gecenin açıklanan programında Cihan Ünal, Hakan Aysev, Emre Altuğ, Nükhet Duru, Erol Evgin, Neco, Burak Kut, Ayça Varlıer, Aslı Omağ isimleri ilân edilmişti. 100 yıllık bir kurum, 100.Yıl Balosunda kendi reklâmını  kendinden olmayanlarla yapıyordu. O gece biri ‘Ah Bir Zengin Olsam’, diğeri ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ gibi kurumun tarihinde olmayan şarkıları seslendiriyor bu ise kurumdan ziyade o kişilerin kendi reklâmları oluyordu. Herhalde  İBBŞT yönetimi alkış tutarken 'rating' hesabı yapıyordu. Kurumun Genel Sanat Yönetmeni, tv dizilerinden tecrübesiyle ‘rating’e önem veriyor olmalı. Ne yazık ki asırlık çınarların ‘rating’e ihtiyaçları yok ve asırlık kurumları 'rating' ile yaşatmak  mümkün değil.

 Ne yaptığını bilen kurumlar ve yönetimler böyle kutlamaları  kendisini var eden mensupları ile seyircilerini buluşturarak yapar. Örneğin Salzburg Müzik Festivali her yıl sokak partisi ile açılıyor. İBBŞT’ında kendini organizasyon şirketlerinin eline bırakan, anlayışı  ‘rating’ ve PR olan yönetimin hâkim olduğunu görmüş olduk. Sezar'a sunulan taç şimdi şilt oldu. Sezar reddetmişti bu devirde alınıyor. Akıl fikir ‘doluluk oranı’nda.  Dün akşamki balo, kişisel başarıların nasıl öne çıkarılmaya çalışıldığının en belirgin göstergesi. Oysa Darülbedayi ismi, fedakârlık, dayanışma ve samimi bir hevesin anıtıdır. Türk Tiyatrosu o anıt üzerinde yıllarca yaşadı. 100.yılın Kongre vadisinde o ruhu yaşatarak seyirci ile el ele kutlanması gerekiyordu. Ne yazık ki beceremediler. 

Öte yandan 100 yıllık kurum, balosunu Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapamadı. Böylelikle Türk Tiyatrosu’nun en büyük çınarının ismini taşıyan sahnenin yetersizliği de itiraf edilmiş oldu.   

Bugün Darülbedayi ruhunun bu şekilde canlandırılamayacağı çok açık. 100 yıllık kurumun yaklaşık 50 yılının tanığı olarak söylemeliyim ki ben Darülbedayi ruhunun sonlarına yetiştim. Seyretme şansına kavuştuğum son dönem Usta’ları ile Darülbedayi ruhu içime sinmiş. Onları, anılarımın ve zihnimin bir köşesinde saygıyla ve sevgiyle saklıyorum. Bugün onların kötü bir kopyası olan zihniyetlerin, yeni yetişen gençlere yol gösteremeyeceğini, umut vermeyeceğini  görmenin hüznünü, öfkesini yaşıyorum.  Benim içimdeki ruhu silemezsiniz ama ben gençlere üzülüyorum.  ‘Rating’ ve PR hesabı yapan yönetime de acıyorum. 


Melih Anık

Not: Yazıyı yayımladıktan sonra öğrendim. Balo, Kadir Topbaş'ın himayesinde yapılmış. Davetiyelerde öyle yazıyormuş.

İBBŞT 100.Yıl Balosunu Erhan Bey ile Arda Aydın tasarlamış, Arda Aydın yönetmiş.

Baloda Atatürk ve Muhsin Ertuğrul'a teşekkür edilmemiş.