Her şey bu yazışmayı görmemle başladı.
29 Ağustos 2015 Cumartesi
27 Ağustos 2015 Perşembe
Yine Levent Üzümcü Meselesi
Cumhuriyet'te okuduğuma göre Levent Üzümcü kararın 1 Temmuz'da alındığını, kendisine 22 Ağustos'taki Bir Yaz Gecesi Rüyası oyunundan sonra tebliğ edildiğini söylemiş. O da oyunun geçmesinin beklendiğini biliyor. Eğer altında Kadir Topbaş'ın imzası bulunan karardan Erhan Bey'in haberi yoksa durum vahim demektir. Zira Erhan Bey'in 'Kadir Abi'si ona haber vermeden hatta danışmadan bu işi yürütmüş demektir. Bu GSY'ni yok saymak anlamına gelmez mi? Yok Erhan Bey'in karardan haberi var da sustuysa iş felakete kadar gider. Ama her iki durumda İBBŞT kadrolarının içinde bulunduğu durumu takdir etmesi ve iyi değerlendirmesi gerekir. Bu durumda olan bir Yönetmenlik, kadrolarına verdiği sözleri tutabilir mi?
Bence İBBŞT dışarıda düşman arayacağına içeride neler olup bittiğine bakmalıdır. Ben L.Üzümcü hakkındaki soruşturma esnasında ki uzun bir süredir devam etmektedir, İBB Genel Sanat Yönetmenliği'nin durumdan haberi olmamış olduğunu düşünemiyorum. O halde o sırada ne yaptılar? Neden müdahale etmediler? Bir an için 'haberimiz/yetkimiz yok' deniyorsa orada 'durmalarının' gerekçesi nedir?
Öte yandan kurumdan atılmış biri nasıl sahneye çıkar? Çıkarılır? Herkes kör sağırı mı oynuyor? 1 Temmuz'da alınan karar 22 Ağustos gösterisini iptal etmek için yeterli süreyi vermektedir. Peki kim(ler) görmezden bilmezden geliyor? Haberin bu kadar hızlı yayıldığı bir ortamda Levent Üzümcü'nün hiç bir dostu kalmamış mı ona bu haberi verecek? Verselerdi ve oyun iptal edilseydi bu Üzümcü için daha destek verici bir durum olmaz mıydı? Olay halka daha çok yansımaz mıydı? Şimdi YANINDAYIZ diye ortalığı inletenler o zamanlarda neredeydiler?
Konu 'yas ilan etmekle' 'siyahlar giyinmekle' çözülmüyor. Herkes içindeki Hamlet'i dışarıya çıkarmaya mı çalışıyor?
Melih Anık
Bence İBBŞT dışarıda düşman arayacağına içeride neler olup bittiğine bakmalıdır. Ben L.Üzümcü hakkındaki soruşturma esnasında ki uzun bir süredir devam etmektedir, İBB Genel Sanat Yönetmenliği'nin durumdan haberi olmamış olduğunu düşünemiyorum. O halde o sırada ne yaptılar? Neden müdahale etmediler? Bir an için 'haberimiz/yetkimiz yok' deniyorsa orada 'durmalarının' gerekçesi nedir?
Öte yandan kurumdan atılmış biri nasıl sahneye çıkar? Çıkarılır? Herkes kör sağırı mı oynuyor? 1 Temmuz'da alınan karar 22 Ağustos gösterisini iptal etmek için yeterli süreyi vermektedir. Peki kim(ler) görmezden bilmezden geliyor? Haberin bu kadar hızlı yayıldığı bir ortamda Levent Üzümcü'nün hiç bir dostu kalmamış mı ona bu haberi verecek? Verselerdi ve oyun iptal edilseydi bu Üzümcü için daha destek verici bir durum olmaz mıydı? Olay halka daha çok yansımaz mıydı? Şimdi YANINDAYIZ diye ortalığı inletenler o zamanlarda neredeydiler?
Konu 'yas ilan etmekle' 'siyahlar giyinmekle' çözülmüyor. Herkes içindeki Hamlet'i dışarıya çıkarmaya mı çalışıyor?
Melih Anık
26 Ağustos 2015 Çarşamba
İBBŞT Genel Sanat Yönetmenliği'nin Levent Üzümcü Olayına Bakışı
İBBŞT GS Yönetmenliği Levent Üzümcü'nün kurumdan ve memuriyetten çıkarılması üzerine bir basın toplantısı yaptı ve bir bildiri yayımladı. Bu yazıyı o bildiride yazanlar üzerine düşüncelerimi paylaşmak amacıyla kaleme aldım.
14 Ağustos 2015 Cuma
İşte Öyle Bir GSY ve İNCİ'leri
Erhan Bey(İBBŞT) kurumun GSY'ne atandığından bu yana benim
onunla ilgili yazılarım ve yorumlarım durup dururken çıkmadı. O bir şey söyledi
ben düşüncemi yazdım. Beni doğrudan takip etmiyor ama yazdıklarımı 'kuşlar' ona
iletiyor olmalı ki bir gazeteye verdiği röportajda benden ismimle bahsederek
kifayetim ve hırsım hakkında görüşlerini paylaştı. Ben de söylediklerini aynen
iade ettim. 100 yıllık bir kurumun başında olan biri göğsünde taşımaya
devam ediyor. Ama konuşmadan vazgeçmedi. Çok konuşuyor ve hata yapıyor. Oysa o
konuda da uyarmıştım. 'Kuşlar' ona söylemedi sanırım.
11 Temmuz 2015 Cumartesi
DİKİLİ'nin CHP'li GENÇLİĞİ
Zamanımın çoğu daha çok Çandarlı'da geçmeye başladığından beri bölgeye daha dikkatli bakmaya başladım. Bu bakışlarımdan biri de bulduğum tweet hesapları. Bunlardan biri de CHP Dikili Gençlik isimli hesap.
Yukarıdaki fotoğraf hesabı anlatıyor zaten benim hesap hakkında bir şey eklememe gerek yok.
Twitter'da Dikili'nin sorunlarından bahsederken bu hesap bana twit yazdı 'Sorunları söyleyin bakalım' anlamında. Ben de bu hesaba Çandarlı'da Kitapon diye iyi bir kitapçı olduğunu, Çandarlı'da yazar sohbet ve imza günleri düzenlenebileceğini yazdım. Gelen cevap şu meâldeydi 'Bu konu ile bizim bir bağlantımız yoktur kitapçı ile konuşmanızı tavisye ederiz.' Tekrar ediyorum bu cevap GENÇLİK örgütüne ait.
Türkiye'de GENÇLİK kitap ile, sanat ile, tiyatro ile ilgilenmeyecekse ne ile ilgilenecek Allahaşkına!.. Hele o örgüt bir partiye aitse.. Twitlerine baktığımda onlar daha önemli(?) işlerle meşguller(!). Parti büyüklerinin twitlerini rt'liyorlar.. Bundan anladığım partide yükselmenin buna bağlı olduğudur. Oysa yapılacak ne çok iş var. Çandarlı'da Kültür Merkezi isimli bir bina işlevsiz duruyor. Kale bomboş. Ne tiyatro var ne müzik.. Gençlik örgütü ise kendi geleceği ile meşgul..
Şimdi bu yazımı CHP Başkanı'na,Dikili Belediyesi'ne ve onlara da göndereceğim.
Şu ana kadar Çandarlı'da gördüğüm buranın sanat anlamında hadım olduğudur. Buna şaşırmıyorum zira gençleri politikacılık oynuyor..
Melih Anık
10 Temmuz 2015 Cuma
Pamukkale Otobüsleri Servis Hizmetinin Sefaleti
Çandarlı'ya gidiş gelişlerim çoğaldıkça genellikle otobüsü tercih ediyorum. İstanbul'dan Çandarlı'ya son iki seferi Pamukkale Turizm'in otobüsleri ile yaptım. Her iki seferde de Şişli- Alibeyköy Cep Otogarı arasında servis hizmetinden yararlanmak istedim. İkisinde de Pamukkale servisi ile gidemedim son anda taksi ile gitmek zorunda kaldım otogara. Pamukkale'nin servis hizmetine organizasyon olarak baktığınızda mükemmel ama işe yaramıyor. Bu ülkemizdeki pek çok kurumsal hizmet için geçerli bir durum. Bu nedenle Pamukkale servis hizmetini anlatırken aslında kafa yapısı üzerinde durmak istiyorum.
Otobüsün İstanbul Alibeyköy'den Çandarlı'ya kalkış saati 23:21. Evet yanlış yazmadım 23:21. 23:20 değil, 23:30 değil 23:21. İnsan duyunca vay anasını diyor. Şirket dakika ile hizmet veriyor. Hiç değilse görünüşte, gerçek öyle değil. Ama otobüs kalkış saatini dakika ile bildiren bir şirketin dakik olmasını beklemez misiniz? Ben beklerim. Servisin Şişli'den kalkış saati de 22:50. Otobüs kalkış saatinden 31 dakika önce. Ben her iki seferde de 22:30'dan önce Pamukkale Şişli ofisinin önündeydim. Görünüşte Pamukkale'den geri olan otobüs şirketleri bile yolcu servis aracına binene kadar açık Pamukkale ofisi ise 21'den sonra kapalı. Siz kaderinizle başbaşa kalıyorsunuz. İlk yolculukta saat 22:58 olup da servis görünmeyince ben taksi ile gara gittim. Vardiya âmiri şikayetimi yazılı bildirmemi istedi verdiği formu doldurdum. Ben sekiz dakika geciksem beni bekler miydiniz diye yazdım. Formu teslim ettim ama geri dönen olmadı. Twit yazdım, müşteri ilişkileri aradı. Yazdığım form onlara ulaşmamış. Bana akıl verdi müşteri ilişkileri temsilcisi, 'call center'i arasaymışım. Onlar çözüm bulurmuş vb.. İkinci seyahatimde artık tecrübeliyim ya servis on dakika gecikince 'call center'ı aradım. İlgili memur servisin durumunu öğrenmek için beni bekletmeye başladı. Beş dakika sürüp cevap alamayınca telefonu kapattım. Pamukkale Alibeyköy terminalinin telefonunu çaldırdım uzun uzun. Açan olmadı. Otobüsün kalkışına on beş dakika kalmıştı. Gene taksi tuttum. Taksiye binmiş giderken 'call center' aradı 'Bekliyor musunuz Melih Bey? Servis gecikmiş..' Ben üzerinde Pamukkale yazan bir aracın Şişli'de önümden geçip gittiğini gördüğümü söyledim. Otogara vardım. Pamukkale ofisine gittim. Gene akıl aldım. 'Servise kayıt yaptırmışssanız bekleyin. Otobüs kalkıştan önce muavin yolcuları kontrol ediyor. Siz yoksanız cep telefonunuzdan arıyor. Siz gelmeden kalkmayız.' 'Peki servis şoförü durağa uğradım ama yolcu yoktu derse? Otobüs giderse? Nasıl ispatlarım ben oradaydım diye?' Görevli gayet rahat 'merak etmeyin' dedi. Bu sefer şikayet formu falan doldurmadım. Twit yazdım. Pamukkale'den biri aradı.. Sonra bir başka biri daha.. Bu ikinci bana bilgi verdi 'servis 22:24 ile 22:33 aradında Şişli'de beklemiştir' 'İyi de bu benim servisim bu değil.' 'Ha öyle mi bana yanlış servisin bilgisi verilmiş. Arkadaşlara sorayım size geri döneceğim' Dönmedi. Kaldı ki bu bilgi de doğru değil. Zira o saatler arsında ben oradaydım. Pamukkale servisi gelmedi. Başka bir bayan aradı.. 'Ne zaman İstanbul'a döneceksiniz?' 'Ay sonu' 'Hangi gün?' 'Bilmiyorum' 'Size taksi parasını ödeyeceğiz.Nereye ödeyelim?' 'Çandarlı ofisinize'..' Size haber vereceğim'..
Ben Pamukkale'ye bu servis işindeki sorunu anlatamadım. Bu yazıyı CEO'suna ulaştırmaya çalışacağım. Zira çalışanlar ne demek istediğimi anlamıyor. Ha bu arada ikinci taksiyi ödemeye karar verdiniz mâdem birincisini de ödeyin. O on beş lira.. Ama şu servis işinde sorunu yolcunun üzerine atmayın. Servis noktalarında bir görevliniz olsun. Son yolcu binene kadar orada olsun. Hizmet öyle verilir.
Bilin ki ülke nasılsa ülkenin her birimi de bundan payını alır. Otobüs kalkış saati kâğıt üzerinde dakikayla gerçekte Allah'a emanet.. Her şey gibi..
Melih Anık
22 Mayıs 2015 Cuma
Darülbedayi, İBBŞT, GSY ve Can Doğan
Bazı konulara istemeden giriyorum. Bu da onlardan biri.
İBBŞT, Çanakkale Belgeseli yapmış(!). Yönetmeni Can Doğan, metin
yazarı, eşi Funda Köseoğlu Doğan. Belgeselde Erhan Bey(İBBŞT) başta olmak üzere İBBŞT oyuncuları rol almış. Facebook'da
belgesel ile ilgili gördüğüm yazışmalar, konunun göründüğünden daha derin
olduğu kuşkusu uyandırdı bende. Peşine düştüm.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

