20 Aralık 2013 Cuma

Selçuk Soğukçay ile “Twitleşme” ve “Sanat Etiği”

Görüşlerine inandığım  ve değer verdiğim Ege Küçükkiper ile aramızda şöyle bir yazışma geçti:

Ege Küçükkiper ‏@egekper 19 Dec
Ne zaman, "Allah rızası için güzel bir oyun" desem, "Allah versin" cevabını alıyorum. Bkz: Lysıstrata (İBBŞT)
 Melih Anık ‏@melihanik 19 Dec
@egekper Çok merak ettim seyredesim geldi :))))
Ege Küçükkiper ‏@egekper 19 Dec
@melihanik Oyunun galası yapıldı mı bilmiyorum. Yapılmadıysa muhtemelen Pazartesi izleyeceksiniz :)
Melih Anık ‏@melihanik 19 Dec
@egekper Hele sen bu twitleri yazmışsan gitmek için on kere düşünürüm
Melih Anık ‏@melihanik 19 Dec
@egekper Pazartesi Gala var. Ama İBBŞT bu kadar -oyuncuların bile umursamadığı- baştan savma galalar yaptığı sürece gitmeyeceğim.

Bu yazışmadan sonra Selçuk Soğukçay iki twit yazdı. Seyretmediğim bir oyun hakkında yorum yapmamın “sanat etiği”ne sığmadığını ve o gün seyirciyi kapıdan çevirmemeyi amaçladığını söylüyordu. Bana “sanat etiği” üzerine bir ders vermek istemişti sanırım. Cevaplarım aşağıda:

15 Aralık 2013 Pazar

Bir Çağrı Bir Direniş

Hindistan’dan döndüm. Bir tiyatro portalı(tiyatronline) kurultay çağrısı yapmış, bir oyuncu(Orhan Aydın) da “direniş arayan” bir yazı yazmış. Kurultaya katılım listesinde Orhan Aydın’ın  ismi yok. Eğer kurultay çağrısından haberdar olup da katılmamışsa kurultayı, aradığı “direniş”ten saymamış demektir.  Tiyatro camiasında “yoğurt yeme” şekilleri pek çoktur. Mahkemeleşenler, mahkemeleşecekler, susmayanlar, direnenler, karanlık delenler, yardım alıp değerini düşürenler, yardım alsa da dimdik duranlar vs vs..  Sesi çıkmadığı için ne dediğini bilmediklerimiz de var tabii.

“14 yıldır yayın hayatını sürdürmekte olan TİYATRONLİNE”, “her kesimi” kurultaya çağırıyor. “Her kesim”  parantez içinde açıklanmış. Ben “vs” içine giriyorum. İsmi yok ama ifadeden çağrıyı kaleme alanın (sayılı) eleştirmen olduğu açık, o da  eleştirmenleri ayrıca yazmamış. Demek ki eleştirmenler “vs”; kendisi “çağrıcı” kapsamında. (Seviyorum bu duruma göre postu tanımlama oyunlarını!) Portal bu arada kendine de itibar arıyor. Öyle ya “14 yıldır yayın hayatını sürdürmüş” öyleyse tiyatroda başı çekebilir ve böyle bir çağrıyı yapabilir. Çağrıya katılım bu anlamda portalin zımmî onayı anlamına da gelecek. Kaleme alanın kendini kanıtlama çabası da cabası.

Orhan Aydın, ise “yar bana bir eğlence” der gibi “Bize bir direniş gerek” başlıklı bir yazı yazmış. Sonra da yazıya şu cümleyle başlamış: “Sorun bizlerde mi yoksa bizlerin meseleyi anlatış biçiminde mi karar vermiş değilim.” 

Ciddi ciddi çağrıyı ve de yazıyı değerlendirmek için bilgisayarın başına oturdum. Bir şeyler de yazdım. Bir ara çağrı nasıl gidiyor diye tiyatronline’ın sayfasına gittim. Baktım ki “çağrı” “haber”; katılım listesine de üç kişi ilâve olmuş. Yaptığınız çağrıyı ön sayfada tutmaz mısınız? Baktılar ki “yürümüyor” onlar da bırakmış peşini. Ben “katılımcı”lar için üzülüyorum, her "tuzum var" diyene koşuyorlar.

Orhan Aydın’ın yazısını yeniden okudum . Yazı nerdeyse ilk cümlesiyle kendi kendini ilga ediyor. Ama bir de “Tüm insanlığın ortak evleri olduğuna inandığımız sahnelerimiz” diye bir ifade var ki benim için yazının sonu. Zira salt bu saptama ile Orhan Aydın kendine cevap vermiş oluyor ama farkında değil.

Unutulup gidecek bir çağrı(?) ve de sonu ilk cümlesinden belli bir yazı için kendimi daha fazla yormayayım bari dedim. Zira benim yazacağım yazı için vereceğim emek onların çağrısı ve yazısından daha fazla olacak. Değmez. Aslında bu kadarı bile çok ama.


Melih Anık

12 Aralık 2013 Perşembe

Eleştiri Meleştiri

Dün akşam bir oyun seyrettim. Salonda en yaşlı bendim. Benden sonraki en yaşlı ile aramızda en az 20 yaş(belki daha çok) vardı. Salondaki kahkahaların çoğuna katılamadım hatta bazılarında acı acı düşündüm. Muhtemelen salonun umursamadığı -belki de gereksiz- pek çok ayrıntıyı defterime not ettim. Oyun sonunda ayağa kalkıp alkışlayanlar oldu. Onlardan birinin oyunun dramaturgu olduğunu sonradan öğrendim. Oyun sonunda yazar/yönetmen hararetle tebrik edildi. Ben salondan çıkarken seyirciler tebrik etmek için oyuncuyu fuayede bekliyordu.

Yolda aklım bir şeyle meşguldü. Sabah kalktım o şey gene aklımda idi, yazmaya karar verdim. Bu yazı öyle doğdu.

Aklımı meşgul eden şey, oyunu nasıl eleştirmem gerektiği idi. Dar olanaklarla sahnelediklerini gördüğüm oyunu, olanaklarına göre mi eleştirmeliydim? Yazar/yönetmenin ilk tecrübesi, ona anlayış mı göstermeliydim? Piyes metninin umutlu taraflarına mı ağırlık vermeliydim? Oyuncu çok iyiniyetli ve gayretli,  oyunun büyük bir bölümünde kendinin en tepe noktalarına çıkıyor o noktalar üzerine mi kursaydım yazımı? Peki benim aklımdaki/hayâlimdeki tiyatro nasıl yer almalıydı yazıda?

 Bunları düşünürken Eraslan Sağlam’ın kendisi ile yapılan bir röportajda söylediklerini hatırladım: "Nefes almamın tek yolu doğru bildiğimi yapmaktan geçiyordu" İçim rahatladı. Ben de doğru bildiğimi yazıyorum. “Doğru bildiğini yaz” dedim kendime.  Ama o sırada Eraslan Sağlam’ın “komşusu” Küskün Müzikal için yazdığı yazı geldi aklıma. “Bu öyküden bir müzikal çıkarmak ancak Alkan’ın dehasıyla açıklanabilirdi.” diyordu Sağlam. Hikâyeyi okuyan biri olarak “Deha bunun neresinde?” diye düşündüm.  Yazıyı fazla “komşuca” hatta “yakın arkadaşça” buldum. Gene kendimle kaldım.  Ne yazacaktım?

Bu hususla ilgili eğitimini gördüğüm alanda, okuduğum onlarca kitabı, dünyanın büyük şirketlerinde gözlemlediğim tecrübelerimi hatırladım. Türkiye’de çalıştığım şirketlerde, bulunduğum ortamlarda hep o okuduklarımı, gördüklerimi uygulamaya çalıştım. Bir süre sonra hayâl kırıklıklarım çoğalmaya başladı. Türkiye’nin habitatına ters bir durum vardı ortada. Farklı davrandığınızda onunla çatışmaya başlıyordunuz. Türkiye'de yönetim,  “mönetim” oluyordu.

Sürekli tiyatro yazıları yazmaya başladıktan sonra, eleştiri üzerine daha çok okumaya başladım. Yazdıkça öğreniyor, öğrendikçe daha farklı yazıyordum. Ama gene o “habitat” dikildi karşıma. Bu da “tiyatro habitatı” idi. Alkışla beslenmeye alışmış; övgü ile tüyleri kabartılan; küçük küçük klanlar halinde yaşayan, bir bütün olamayan;  çabuk küsen, alınan; “susmayacağını, direneceğini, savaşacağını” söyleyen ama hep kendisi “geç”,  dedikleri “lafta” kalan bir topluluk.  Bu habitat, bir eleştiri düzeni yaratmıştı. Kitaplarda tanımlanan eleştirilere benzemeyen bir düzendi bu. “Rektiri” dedim adına, reklâm olsun diye yazılan yazılar yâni. Ödülün de "mödül" olduğu bu habitatta eleştiri, “meleştiri” olmaya itiliyordu.

Aslına bakarsanız bu ortamda durumu idare edip,  "meleştiri" yazamayacağıma göre, “meleştiri”leri tartışmak daha mı doğru olur acaba? 

Bir şeye yarar mı, ne dersiniz?

Melih Anık

22 Kasım 2013 Cuma

21 Kasım 2013 SES Tiyatrosu Toplantısı

22 Kasım 2013 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin 19. Sayfasında 21 Kasım 2013 tarihinde SES Tiyatrosu’nda yapılan toplantının haberi vardı.Aynı haber gazetenin internet sayfasında da verilmişti. Haber içeriği yönünden bir fark yoktu ama iki haberde kullanılan fotoğraflar farklı idi. İnternet sayfasından aldığım haber AYNEN şöyle yazılmıştı:

18 Kasım 2013 Pazartesi

Tarihe Bir Not: Tiyatro Yardımı Üzerine Bir Derleme

Kimi “destek” diyor kimi “yardım”.
“Ne o iane mi veriyorsun? Benim paramı bana geri veriyorsun.”
“Hakkımızı alacağız. Bu iş Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gider”
“Vermezsen verme, sanki sana muhtacız, bizim seyircimiz var”
“Bak 2000 kişiye oynadık” (Frankfurt’ta)
“Zaten verdiğin reklâma anca yetiyordu”
“Bağımsızız biz onun için vermediler”
“Biz aldık da bağımlı olduk? Bu halkın vergilerinden gelen para. ”
“Gezi’nin intikamını alıyorlar”
“Bu akşamki oyunumuza yer kalmadı. Bu onlara kapak olsun.”
“Muhalif olanlara yardım çıkmadı”
“En büyük güç seyirci”
“Bu akşamki oyunumuza yoğun ilginiz, destek mesajlarınız tarihin karanlığına gömülecek olanlara ağır bir ders oldu.”
“Yıllarca sinema desteklerinde de aynı şeyleri yaptılar. Özellikle bu yıl adı sanı duyulmamış yeni kurulmuş şirketler destek aldı”
“Aldığı ödeneği vergi olarak geri veren,binlerce insana istihdam yaratan tiyatroların dışlanması ile devlet kendine kötülük yapmıyor mu?”
"Gezi olaylarında ön plana çıkan gruplara fon desteği verilmediği yönünde yorum yapılabilir.Ama yardım almaya hak kazananlar arasında Gezi’ye aktif katılmış birçok grup ve sanatçının olduğu da söylenebilir. Bu ikircikli durumu görmezden gelerek bir söylem kurmak da zor."
“Komisyon üyeleri , halkın parasını hiç tanımadıkları ve işleri tiyatro olmayan insanlara dağıtmadan, incelene yapmış mı?”
“Dinci  tiyatro kisvesi altında oportünist bir mantıkla kurulan topluluklar , estetikten uzak yaklaşımlarıyla dini de lekeleyecekler mi?”
“Bu yıl birdenbire destek alan , çoğu tiyatro bile olmayan şirketlere dağıtılan ödeneklerle devlet korsanı teşvik etmiş olmuyor mu?”
“Meslektaşlarının McCarthy dönemindeki gibi fişlemesine göz yumanlar, yarın aynı şeyin kendi başlarına da geleceğini bilmiyor mu?”
“Haluk Bilginer'in tiyatrosuna destek sağlanmamasının ardında hangi ayak oyunları var?”
“Ülkenin en üretken ve düzeyli toplulukları Kumbaracı 50, Duru Tiyatro,Istanbul Halk Tiyatrosu,Destar, Tiyatro Boğaziçi neden cezalandırıldı?”
“Ülkenin en köklü sanat kurumlarından olan Ankara Sanat Tiyatrosu, Ortaoyuncular, Dostlar Tiyatrosu, Tiyatrokare hangi gerekçe ile dışlandı?”
“Devletin parasını hükümetin parası gibi kullanan hükümet , kültür ve sanat alanını da kendi müteahhitlerine mi peşkeş çekiyor?”
“Eğer göstermelik bir komisyon oluşturulduysa ve komisyon üyeleri kukla gibi kullanıldıysa, kendilerini kötü his etmediler mi?”
“Halkın vergilerini henüz kurulmamış tiyatrolar, iş kolu tiyatro bile olmayan yandaşlara dağıtma kararına imza atanları tarih af eder mi?”
“7 kişilik komisyon 3 sanatçıdan , 3 bürokrat ve devlet tiyatrosu genel müdüründen oluşuyor. Oy çokluğuyla karar verildiyse, 4 oyu kim verdi?”
“Komisyon üyeleri toplantı sonunda herhangi bir karara imza attılar mı, yoksa siz şimdi eve gidin, ödeneklere vakan karar verecek mi denildi?”
“Öncelikle bu karar nasıl alındı? Komisyon 1 Ekim'de toplandı ama devlet desteğinin açıklanması neden 45 gün sürdü?”
“Devlet bütçesini hükümetin parası sanan Adalet ve Kalkınma Partisi dün tiyatro ödenekleri konusunda bir skandala imza attı.”
“Seyirciyi tiyatrodan uzak tutmak için tiyatroyu bitirmek isteyen bir hükümetle karşı karşıyayız bu aşikar.”
“Faşizmin önlenemeyen yükselişi”
“Karara şerh koymayan komisyon üyelerini ve karara nihai onayı veren Bakan Ömer Çelik’i ayrı ayrı hesap vermeye çağırdı.”
“Devlet yardımı bu yıl AKP’nin ianesine dönüştürülmüş, siyasi erke muhalefet eden toplulukların ödenekleri kesilmiştir.”
“Günlük yaşantının bir parçası olan bu tiyatrolardan bu sezon birinin dahi tökezlemesinin vebali komisyon üyelerinindir. Elbette hesap sorulacaktır.”
“Senelerdir dayak yer gibi tiyatro yapıyoruz bir de muhalifsin değilsin meselesi çıktı başımıza...”
“Dünyanın hangi bölgesinde partisine, politik görüşüne göre sanatçıya destek kuralları belirlenir? Akıllara durgunluk verecek bir durum...”
“Kültür bakanlığı desteklemiyorsa bağzı tiyatrolar doğru işler yapmış demektir. Şimdi seyircinin desteği daha önemli.”
“Devlet yardımı nee miş yaa paraya tama etsek tiyatro mu yaparız“
“Devlet Yardımı kaldırılsın,onun yerine her mahallede TİYATRO açılsın...Küçük olsun bizim olsun...”
“Tiyatrolara Devlet yardımı verme,onun yerine sahne yap,haftanın 7 günü 7 tiyatro paylaşsın,sahneleri çoğalt kira alma...”
“ Darbeciler bile bunu yapmamıştı”
“Dikkat edin de Sanat Kurumu'nun proje bazlı tiyatro yardımı "pirinç,kömür" yardımına benzemesin.”
“Derdi TİYATRO yapmak olan birisi olarak,üstelik hiç bir devlet,belediye yardımı almadan,yoktan var ederek açtığım mekanlarıma saldırma.”
“Değişim yanlısı olması gerekenler statüko peşinde. Devlet yardımı olmadan tiyatro ölür diyenler. Siz zaten ölüsünüz.”
“"Ben Atatürkçüyüm!" diyerek götürme dönemi sona ermiştir! "Ben Atatürkçüyüm Tiyatro-Sinema, Ben Atatürkçüyüm Bale-Opera yardımı sona erdi!"
“Mesela kültür bakanlığı maddi yardımı tiyatro patronuna değilde o oyunda gorev alacak oyuncu ve teknik ekibi sigortalayarak da yapabilir.”
“Kültür Bakanlığı tiyatro yardımı yaparken yazar telif haklarına dikkat ediyor mu?”
“Tiyatro kurultayında kürt tiyatroları çok gerçekçi bir bildiri yayınladı. açılım(!) olana kadar devlet yardımı alamamışlar, yasaklanmışlar”
“Çok çarpık bir düzeni var şu tiyatromuzun; bazen tiyatro dışında herşeyi yapıyoruz gibi geliyor artık...”
“Gerçek bir sanatçı şarlatanlığın korkaklığın jüri üyesi olduğu yerden gelecek ödüle bel bağlamaz, ödülü elinin tersiyle iter.”
“Gerçek bir sanatçı şarlatanlığın korkaklığın jüri üyesi olmaz, kendini küçültmez, çünkü bunu yaparsa esereleri v ürettikleri de küçülecektir”
“Özel tiyatrolar yardımından çıkan sonuç aynı zamanda sansür ve oto sansüre maddi bir teşviktir”
“Tiyatro yardımını belirleyen komisyon kararında karşı şerh var mı? Komisyonun tiyatrocu üyeleri ne yapmış?”
“Kültür Bakanlığı bu kararın hesabını verecek. Devlet desteği iktidar borazanları için değildir. Hakkımızı hukuk yoluyla arayacağız sonuna dek”
“Özerkleştirme girişimi Devlet Tiyatroları, Opera ve Balesi'nin idam fermanı”
“Tiyatronun muhalefetinden sözetmişti birileri borazan öttürerek, şimdikinin izleyicisi isen tiyatron hiçbir zaman muhalefet yapamaz senin”
“’Hesap sorulacak’ diyorlar bizim tiyatrocularımız. Ben son  40 yılı hatırlıyorum..Rica etsem de söyleseler, NASIL ve NE ZAMAN?”
“Yardım alıp da oyuncunun sigortasını iç edenler varmış. Fırat Tanış mı söylemişti?”
“Tiyatrolarda sigortasız çalışan yok.... YOK, değil mi ?”
“Yardım iane gibi olmaz,vergi, yatırım indirimi vb üzerinden olur. Onu sağlamak için de BİRLİK olmak gerekir.”
“Tiyatrocunuz, oyun yaptınız  ama sahneniz yok. Sahnesi olana "bağlıysanız" BAĞIMSIZ sayalım mı sizi?”
 “TÜSAK hakkındaki teklifinizi bir defa anlatmak yetmez hep anlatın. Özellikle seçmene ve seyirciye anlatın.”
 “TÜSAK geliyor. Yasa çıkmadan bir şeyler yapma zamanıdır ama sakın eylem yapmayın. Teklifinizi oluşturun, partilere anlatın.Seçimler geliyor.”
“Bugün yazılanları saklayın gelecek yıl yardım başvuruları sonuçlanınca yeniden okuyun..(Eğer yardım kalırsa)”
“Fragmanı gördünüz. TÜSAK için şimdiden çalışmaya başlamak gerek.”

Melih Anık

14 Kasım 2013 Perşembe

Kurabiye Ev ve Aktör Kean’in Eleştirmenleri ile Mutlu Yönetmenler

Dün iki oyun eleştirisi okudum.  Her iki eleştiriye de dikkatimi çeken eleştirilenlerdi. Birini, eleştirilen Yanetki, twitter hesabından  RT  etmişti;  diğer twit ise “kendimi özel hissettim” notuyla oyunun yönetmeni (Tolga Yeter) tarafından yazara teşekkür edilerek  yazılmıştı. Oyunlar Kurabiye Ev ve Aktör Kean idi.

12 Kasım 2013 Salı

Tiyatro Tiyatro Dergisi’nin Ödülleri 2013

Tiyatro Tiyatro Dergisi 2013 Ödülleri dağıtıldı. Bu arada kendisine ödül düşenler çok mutlu. Hangi ihtiyacı karşıladığını ve de tiyatro adına değerinin ne olduğunu çıkaramadığım ödüllerin, dergiye daha çok reklâm mı yoksa okuyucu mu kazandırdığı konusunda da  tereddütlerim var. Seyirciyi ne kadar etkiliyor acaba? Örneğin okuyucu sayısını arttırır mı, aday gösterilenler dergiyi satın alırlar mı? Bence almıyorlar ki dergiyi yaşatmak için abone kampanyası düzenleniyor. Yoksa bu kadar yıl aday gösterilenler devamlı satın alsa dergi için abone kampanyası düzenlenmesine gerek kalmazdı.